26 Kasım 2010 Cuma

.

itinayla delirtiliyorum.

8 yorum:

Adsız dedi ki...

Deli aklın hegomanyasından kurtulmuş özgür insandır.. boşver deli ol kurtul sende

Kâşif dedi ki...

ya ben senin yazılarına neden bu kadar bağlıyım acaip güzel yazıosun ya keşke her dakika bişeyler yazsan ve ilk okuyan ben olsam bütün yazılarını :)hatta görsem seni elinde kalemin eskilerden kalma sarıltırak bir kağıt karşısında dans etse kalemin kağıdın üstünde ne güzel olurdu sonra sana en güzel şarapları takdim etsem sen şarabını yudumlarken ben okusam o güzel kağıtta yazanları ne güzel olurdu

Adsız dedi ki...

deli deliyi görünce sikermiş.

Adsız dedi ki...

Sokrates "herşeyin başlangıcı kendini bilmektir" dedi.
Şimdiye kadar ki aklın nerdeydi ki yolunu şaşırdın?

Kâşif dedi ki...

Bazen bende delirtiliyorum ama yanlış anlama he sadece kendim tarafından :) Ama mutluyum delirmeyide seviyorum.Bazende deli olmak istiyorum hani ben milletin kahrını çekeceğime millet benim kahrımı çeksin aman deli desinler bana ne olur bana deli deseler bence güzel olur :)

Kâşif dedi ki...

yahu son gecem bu gece sık kullanılanlarda bu blog'a her girdiğimde belki diyorum yine bişeyler karalamıştır uyuyanquzel maça kızı kusura bakma maça kızı sen benim için yıllarda geçse sen kendine başka bir isimde koysan sen maça kızısın uyuyanquzelsin benim icin :) böyle seviyorum seni :) insanın sevdiklerinden ayrılacağı vakit yaklaştıkca cok kötü oluyor biliyormusun böyle hep onlarla kalası geliyor sarılıp yanlarında uyuyası geliyor kötü bişey bu keşke bi cocuk olsak ağlasak hıçkıra hıçkıra sarılsak en büyüğünden kocamanından :(

Anita dedi ki...

Teşekkürler:)

arolium dedi ki...

bu gezegen çok büyük, durmuyor. sürekli büyüyor ve bi' taraftan sürekli götürüyor. aldıkları fazla önemsenmiyor ilk başlarda, hani büyüyor ya! getirecekleri daha bi' önem kazanıyor. ama öyle olmuyor, damlaya damlaya göl oluyor ve akut olmasada zamanı geliyor. sürekli ufak ufak ruhumuzdan aldıkları, bir insan için bi' kol, bir ülke için bi' şehir, bir ana için bi' evlat gibi olunca zihinsel bi' acı veriyor. düşüncenin 1m²si için 1m3 nöronum ölüyordu. bi' taraftan büyütüp m3 m3 kaybettiğim beynim sızlamaya başlıyor, göz çukurlarımdaki kızgın bilyeleri çıkarma isteğiyle irkilen sağ elimi sol elimle kontrol altına almaya çalışıyorum..

buna düşünce vurgunu deniyor..

bir beynin düşünce vurgununa uğraması için, tümce sürgününe gönderilmiş düşüncelerin sürgün isyanı başlatarak sürgünden dönme kararı alması gerekir..

tümce sürgününe gönderilen düşünceler, ruhun hissedip haykırmak istediği ancak haykırmaması gereken kelimelerden oluşan mantıksal olgu yoğunluklarıdır. bu ertelenmiş mantıksal olgu yoğunlukları bir yerden sonra kendi içlerinde mantıksal olgulara dönüşür ve beynin mantıksal gerçeklerle ilerlediğini düşünen ancak her şeyi mantıksal olgu yoğunluğu olarak erteleyen, çalışan kısmına karşı çalışmaya başlar..

bu nokta şizofrenidir..

mantıksal olgu yoğunluklarından mantıksal olgu haline gelen düşünceler mantıksal gerçek olarak yaşanmaya başlanır. isyan çıkmıştır ve mantıksal olgu yoğunluğuyla başlayan yolculuk mantıksal gerçekliğe ulaşmıştır. bunlar olurken sorgulanan eski mantıksal gerçeklerde düşüncenin 1m²si için 1m3 nöron ölmeye başlar ve ikiye bölünmüş bedenini kontrol etmeye çalışırsın..

artık iki kişi vardır,
vurguna uğrayan ve gitmek zorunda kalan..
(en itinalısıyım :)