1 Aralık 2010 Çarşamba

all about us





Şimdi.


Oturup bir hikaye yazmak güzel olurdu. Ya da bir şiir, bir ihtimal. Ama edebi değer taşıyan satırlar biraz uzağımda şu aralar. O kadar kendimleyim ki, sadece kendimi anlatıyorum. Bu oldu, bunu yaptım, bunu dedim, buna üzüldüm. Bunlar, kimseyi ilgilendirmez. Yine de yazarım. Çünkü yazmak susmaktan daha keyifli. Dün gece uyumadım. Yaklaşık otuz saattir Biss'in evindeyim. Kaloriferin önünde uyuyan bir rus finosu var kendileri inanılmaz derecede azgın. Bizden ekmek çıkmayınca oyuncak ördeğine saldırıyor. Bütün gece uyumadan saçmalıyoruz. Kahve içiyoruz çünkü ben harika kahve yapıyorum. Aynı küllüğün içinde sayısız Camel ve Anadolu sönüyor. Sabahın beşinde yemek yeniyor. Güzel müzikler çalıyor. Hem internet güzel bir şey. Hem konuşacak şeyler hiç bitmiyor. Hem uyumamak  için çok sebep var. İnsan başını yastığa koyduğunda aklından çok fazla şey geçiyor. Ama sızma noktasına geldiysen, artık hiçbir şeyin önemi yok. Gözlerini kapaman yeterli. Her şey bitiyor.


Öğlen onikide giriyorum yatağa. Kanat'ın kitabı var rafta. Ada 4-4910. Yan yatıp biraz okuyorum. Gözlerim kapanmış, sızmışım, anımsamıyorum.


Beş saat sonra uyanıyoruz. Biss'in yeni ev arkadaşı adayı arıyor. "Hi i'm Nina!" diyor. Seksi bir rus bekliyoruz. Mavi saçlı, şirin bir iranlı hatun geliyor. Evi seviyor. Anlaşılıyor. Gidiyor. Biss'in diğer ev arkadaşı geliyor. Biss'e ve bana şirin çoraplar hediye getirmiş. Seviniyoruz. Gecelik yapayım diye kocaman bir tişört veriyor. Seviniyorum. Cine 5'te adamın teki flört hakkında bilgiler veriyor. Eğleniyoruz. Dralaye'm benim için yazı yazmış. Duygulanıyorum. Banyoya girmeye karar veriyorum. Ev ahalisi harıl harıl saç kurutma makinası arıyor. Bir yerlerden bir maşa çıkıyor. Kıvırcık saçlara sahip olmama karar veriliyor. Çitos hala kaloriferin önünde uyuyor. Kafam karman çorman. Zaman öyle geçiyor. Düşünmüyorum.

Anita
01.12.2010
Mecidiyeköy/İstanbul

5 yorum:

Adsız dedi ki...

İlk kez bu kadar nerde olduğunu belirmişsin imza alanında bunun bir sebibi varmı? Mecidiyeköyün özelliğinden değilde yazından dolayı bunu yaptığını düşünüyorum.

dralaye dedi ki...

bebeğim sen zaten bu işlere günlük havasında başlamadın mı? bırak süreç kendini tamamlasın=)

not: adımı düzgün yaz!

Anita dedi ki...

@dralaye:

Doğru diyorsun bebeğim:)
*düzeltirim şimdi:)
**bana ünlemsiz gel!:)

@Adsız:
Aslında belli bir düşünceyle yazmamıştım yazarken ama sanırım hafıza tazelemek için olabilir bilinçsizce. Çok eskiden hiç tarih - yer belirtmeden yazdığım yazıları okurken bocalıyorum bazen, bundan beş sene sonra "aa evet Biss'in evi, aa evet, Mecidiyeköy'de yaşıyordu o günlerde" diye anımsayabilirim)

H. Cengiz Sarıca dedi ki...

" Yazmak susmaktan daha keyifli "
Hoşuma gitti bu cümle... Yazıya sığınanların sloganı olabilecek kadar güzel...
Keyif veren, sarhoş eden, rahatlatan bir hal...

Anita dedi ki...

Hep sevdim yazmayı, biliyorsun. =)