13 Aralık 2011 Salı

Keşke



İleriye doğru adım atmaya çalıştıkça ayağımın engellere takılmasından yoruldum. Tüm bu çiziklerin hesabını kim verecek? Bu kanepeye ait değilim ki ben. Ağlamak için uyanmadım uykumdan. Bırakıp git diye tutmadım ellerini. Dudaklarım açılıp kapanıyor geri dönüşü olmayan cümlelerle. Parmaklarım inanmadığım satırlar yazıyor sana ve her harfin ardına gizlediğim birkaç yardım çağrısı. Keşke bana bu kadar sağır olmasaydın. Keşke bu kadar sevmeseydin yalanı. Keşke kendinden başkalarını da biraz olsun umursasaydın. Keşke vahiy bekler gibi beklemeseydim senden gelecek birkaç satırı. İnsan bir yerden sonra yalnızlığına kılıf da uyduramıyor. Yaşından utanıyor bir yerden sonra insan ağladıkça, aynaya daha az bakıyor, saklansa geçer sanıyor, dudaklarını kemiriyor, elmacıkları sırılsıklam ama gömemiyorsun ki acıyı toprağı ne kadar kazarsan kaz. Tırnakların kirlendiğiyle kalıyor. İnsan "Gel sarılalım." derken nefret ediyor kendinden. Bir yerden sonra tüm teklifler karşılıksız, kendi küçük parmakların tüm yaralarına tekrar tekrar tuz basıyor. Keşke bu kadar yalnız olmasaydım. Keşke bu kadar büyük gelmeseydi evim bana. Bu kadar üşümeseydi ayaklarım yokluğunda. Başımı keşkelere değil göğsüne yaslasaydım mesela. Ama bana keşkelerden ve soru işaretlerinden başka hiçbir şey bırakmadın galiba...


Herkes gider mi? 
Söyle bana küçük adam, 
Çok erken değil mi? 

Erken değil mi? 






Anita
13.12.2011
00.35

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Çok güzel.. umarım yaraların iyileşmiştir