3 Temmuz 2016 Pazar

27




İşte oluyor. Yıllar süren çocukluk boyunca özlemini duyduğum şey, ergenlikteyken tek kurtuluş olarak gördüğüm şey ve şimdilerde en nefret ettiğim şey: Yetişkinim. Büyüyorum. Yaşlanıyorum. 27. Yirmiyedikocasenegeçtigözlerimiilkaçışımınüstünden. Hızlıca söyledim. Hızlıca tükendim. 27  sene. En az 15'inden nefret ettiğim 27 koca sene.  Kırılma anları gittikçe sıklaşıyor. Dönüm noktaları. Aaa, bu da geride kalmışlar. Adını unutana kadar içip yaşım kadar insana sarıldığım doğum günü geceleri. Geride kalmışlar. Haftalar öncesinden elbiseden ayakkabıya hazır edip heyecanla beklediğim yaş dönümleri. Geride kalmışlar. 00.00'dan itibaren kendimi ünlü bir rock star, ünlü bir best seller yazarı, ünlü bir magazin yıldızı ilan ettiğim 3 Temmuzlar. Geride kalmışlar. Zira tahammül edebildiğim insan sayısı beşe filan düştü, yarın ne giyeceğime dair hiçbir fikrim yok ve kendimi bir çöp tenekesi gibi hissediyorum. Hepsi o kadar.

Bugün ölsem, kim beni neyle hatırlar acaba. Kim yazdığım bir satırla, kim felaket bir sarhoşluğumla, kim omzumda ağladığı bir akşamla, kim ettiğimiz bir kavgayla. Bilmiyorum. Tanıdığım biri öldü bu hafta. Onu bir insanın diğerine yapabileceği en aşağılık 2-3 şeyden biriyle hatırlıyorum. Hislerim bombok. Üzülemiyor ve bu yüzden deliriyorum. Sevinemiyor ve bu yüzden çıldırıyorum. Ortak arkadaşlar var, ardından satır satır döküyorlar yaslarını. Onlara sarılıp başınız sağolsun demek istiyorum. Onları sarsıp olanları bilseydiniz yüzüne bakmazdınız demek istiyorum. Mezarına bi' dal papatya bırakıp onu affettiğimi söylemek, böylelikle beni tüketen bu yükten kurtulmak istiyorum. Sonra da senin kendine hiç saygın yok mu geri zekalı diyerek kendimle yolları ayırmak ve atlamak istiyorum, karşıma çıkan ilk köprüden. Sonra diyorum, bugün ölsem, kim beni neyle hatırlar acaba. Ama bugün ölmedim, bugün 27. defa bu boktan dünyaya doğuyorum.

Üç ay sonra nerede uyanacağımı bilmiyorum. Dört ay sonra ne renk bir koltuğun üzerinde ağlayacağım. Beş ay sonra kime anlatacağım bu boşluğu. Bilmiyorum. Ama üç sene önce nerede uyudum, dört sene önce ne renk bir koltukta kahkaha attım, beş sene önce kimlerle paylaştım neşemi, hepsi aklımda. Geçmişe dair ne varsa, dolaşıyorum koridorlarında sürekli. Eski fotoğraflara bakıyorum çokça. Nasıl güzelmişim diyorum. Nasıl güçlüymüşüm. Nasıl özgürmüşüm. Ve nasıl da farkında bile değilmişim hiçbirinin. Şimdi ise farkındayım olup biten her şeyin. İpimi çeken şey de bu: farkındalık.

Bazı yıllar böyle oluyor. 18 yaşıma girdiğim gün mesela. Bir EtiCin'in üstüne dikilmiş, minik pembe bir muma üflemiş ve inançla dilekler sıralamıştım ardı ardına. Anadolu içiyordum. Elvira'nın Eskişehir'de yaşadığı evde, ranzasının alt katında oturuyor ve kendime bir doğum günü yazısı armağan ediyordum:

 "Bugün benim doğum günüm. Yanımda en sevdiğim, dudaklarımın arasında hiç bitmeyen bir dal Anadolu, telefonumun durmadan yanıp sönen ışığı ve on sekiz yaşında koca bir kız… Akıp duran kelimeler, dumana karışan kaçamak bakışlar, kardeşten öte iki genç kızın sebepsiz yere içlerine damlayan masum gözyaşı damlaları… Mutluluğun resmini çizebilirdi Abidin burada olsaydı."

Dokuz koca sene sonra, Elvira Viyana'da. Ben İstanbul'daki odamda yeşil bir çekyatın üzerinde tek başıma, dudaklarımın arasında bir dal Lucky Strike, zamanında hayatın benim için çizdiği mutlu tabloları anıyor ve kendime bir doğum günü yazısı armağan ediyorum. Yanaklarımda benden başka kimsenin anlamlı bulamadığı bir mutsuzluğun gözyaşı damlaları... Belki her şey bambaşka olabilirdi, 18 yaşındaki halim doğru dilekleri tutsaydı. Her şey daha güzel olurdu belki.

Bilmiyorum.

İçimdeki son umut kırıntılarına tutunup, bu defa doğru olduğuna inandığım dileklerle üflüyorum hayali bir mumu şimdi.

İyi ki doğdum.

anita
o3.o7.16
kadıköy

3 yorum:

Ergin Bay dedi ki...

iyi ki doğdun. yıllar sonra; hatırladıkça daha mutlu olacağın güzel anılar biriktireceğin yaşlar diliyorum Anita. Sevgiyle kal...

Hakan ÖKSÜZ dedi ki...

seher vakti ruhu Azraille kaçmış bir güzelin cesedine yıkatasım geliyor, yazdıklarınızı her okuduğunda ölen anılarımı,
Benim sevdiğim, sizden 1 gün evvel doğmuştu.

Hakan ÖKSÜZ dedi ki...

seher vakti ruhu Azraille kaçmış bir güzelin cesedine yıkatasım geliyor, yazdıklarınızı her okuduğunda ölen anılarımı,
Benim sevdiğim, sizden 1 gün evvel doğmuştu.