12 Nisan 2011 Salı

well, it's not a lovely story for me - I



1.



Kelimelerle aramdaki samimiyet, onarmıyor hiçbir şeyi. Eskiden, çok daha kolaydı karşı koymak. Yollar açmak. Adım atmak. Soğukla mücadele edebilsem, belki birkaç kapı açabilirdim şimdi. Cebimde bir anahtar olsaydı. Biri yolumu aydınlatsaydı... Her şey kayıp. Bana dair ne varsa, yedeği sende. Ama içimde, derinlerde bir yere bir korku tohumu ekip gittin, özgüvenimi cüzdanının boş bir gözüne, buruşmuş eski bir kağıt para misali sıkıştırdıktan hemen sonra.


Sırf bu yüzden, seni affetmeyeceğim.


Hayatı bir romanmış gibi yaşamaya çalıştığım için bana sinirlendiğini hatırlıyorum. Her şeyi abarttığım için, bana kızmayı abartma hakkın olduğuna inandığını biliyorum. Oysa ben elini tutarken her şey yolundaydı. Fazlasına ihtiyacım olsaydı, o zaman yükseltebilirdin sesini. O zaman yönelebilirdin kapıya. O zaman kırabilirdin kalbimi, o da senindi nasıl olsa. 

Ama... 


Güneş yeni battı. Bir şişe biram ve birkaç paket sigaram var. Oda soğuk. Tek başımayım. Paylaşabileceğim kimse yok, hiçbir şeyi. Ellerim benim. Biram benim. Şarkı benim. Kapıyı üç defa kilitledim. İnsanlardan korkup korkmadığıma emin değilim. Daha ziyade, insanları önemsemekten korkuyor olabilirim. Bunu bana sen yaptın. Gülümsüyor ve gerçek olduğunu sanıyordum. Ben yarını düşlerken, saat saat, dakika dakika, sen her şeyi biliyordun. Sen yarın nerede yatacağını, sen yarın kime dokunacağını, sen yarın beni hangi silahla vuracağını biliyordun. Çok sevdiğim bir film karakteri, "Bir kadının bir kadın tarafından öldürülmesi, sence de çok estetik değil mi?" diyordu, bir sahnesinde. Kastettiği bu değildi, biliyorum.
Sen, umursamıyorsun. 

'Neden?'lerle doldurduğum hayatımı, cevabı olmayan koca bir soruya çevirip gittin. Bir suçum olmasını dilerdim. Bir avuntum. Bir 'ama..'m. Elimde sadece uyku ve alkol var şimdi. Elimde sadece kendimi sokaklara vurma isteği, yapay kahkahalar ve kırmızı rujlar var. Topuklu ayakkabılar, yüksek müzik, ardı ardına yaktığım sigaralar ve dans var. Elime sabaha karşı deliğe zar zor yerleştirebildiğim bir anahtar ve kafamı yastığa koyduğum an hıçkırıklarla süzülen göz yaşlar. Olup biten her şey, kafamı karıştırıyor. 

Kırılmış bir dal sigara kadar mutsuzum.


Geçen gece seni unutmak için başladığım içme eylemini, kendimi unutarak noktalandırdım. Ayakkabılarımın nerede olduğunu umursamadan dans ettim. Gördüğüm her insana gülümseyip, ismimi söyledim. İsmimi söylediğim herkesin elindeki biradan birkaç yudum alma hakkı verdim kendime. Kimseye senden söz etmedim. Herkese şarkılar söyledim. Saati, günü, gerçeği unuttum. Güneş doğarken döndüm eve. Rüya bile görmeyeceğimi sanarak girdiğim yataktan, senle dolu bir kabus ile kalktım.

Minnettarım...


Bundan sonrası için ne gibi planlarım olduğunu bilmek ister misin? Elbette ki istemezsin. Elbette ki umurunda bile değil. Elbette ki senin için üç saniyelik bir kahkahayım. Elbette ki farkındayım. Yine de, boşluğu sen sayar anlatırım. Yarından itibaren bambaşka bir hayata adım atacağım. Yarından itibaren sigarayı, alkolü bırakıp, kendime huzurlu, sağlıklı bir hayat kuracağım. Ellerimle bir hayal inşa edip, gerçeğe çevirmek için ne gerekiyorsa yapacağım. Yarından itibaren, terk ettiğin kadının tam zıttı olacağım. Yarından itibaren... Sabaha kadar içip, seni umursamadığımı kendime tekrarlayacağım. Üç paket sigara tüketip, telefonları açmayacağım. Yarın, bugünden çok daha yalnız, çok daha mutsuz, çok daha sahte olacağım. Gerçek olan bu.

Ve ben, dünyanın en yeteneksiz yalancısıyım.


Kafam oldukça güzel. Yazdıkça sana dair ne varsa gözümün önüne gelerek acı veriyor. Seni özlemiyorum. Seni istemiyorum. Sadece, bunları kaldıramıyorum. Kendime yediremediğim ne varsa, sana yükledim ve bununla nasıl baş edeceğimi bilmiyorum. Tüm bu kalabalığıma rağmen, dünyanın en yalnız kadınıyım. Bunu, gittiğinde anladım. Ardımdaki sayfalar dolusu yazıya, ödüle ve alkışa rağmen, dünyanın en başarısız yazarıyım. Oturdum, sana berbat satırlar yazdım. Attığım kahkahalar hiçbir şeyi değiştirmiyor. Gerçek, reddedemeyeceğim kadar ağır. Çözüm bulamadığım her şeyden nefret ediyorum. Tanrı, belamı vermiş.


Sadece yaşıyorum...

17.02.2011

Anita 

7 yorum:

Korhan dedi ki...

Yazalı 2 ay olmuş.. gerçekleştirebildin mi? Napıyo peki bu satırların muhattabı?

Anita Taylor dedi ki...

Neyi gerçekleştirebildim mi?

Korhan dedi ki...

"Yarın, bugünden çok daha yalnız, çok daha mutsuz, çok daha sahte olacağım."

bunu:)

Anita Taylor dedi ki...

Fazlasıyla gerçekleştirdim=) Ama şu anı soruyorsan, iki ileri bir geri, iki iyi bir kötü, falan fıstık. Mevzu o değil elbet, sadece izleri silme konusunda başarılı değilim.

Korhan dedi ki...

35 senelik (aslında galiba 36) senelik nacizane hayatımda gördüm ki neyi silmeye çalıştıysam bir şekilde yapıştı bana. Benim silmeye çalışmadıklarım da kendi kendine uçtu gitti.Sigarayı bırakmaya benziyor aslında.İrade falan hikaye ben sigara içmeyi sevdiğim için içiyorum.

Anita Taylor dedi ki...

Ve ben mazoşist değilim.

Korhan dedi ki...

Senin konun başka zaten. Sonuçta duygular girdiğinde olaylar müdahale edemeyeceğimiz noktada da olabiliyor.