12 Aralık 2015 Cumartesi

varsınolsunbudaböyleolsun.




Ve işte, bir gece yarısı, iki sigara arasındaki o anlamsız, o uzun bekleyiş sırasında, bir satır oradan, bir şarkı buradan derken akıp giderken zaman, üzerinde eski bir kazak, nedensiz bir ruj ve her zamanki köşesinde aynı çekyatın, bir anda anlıyorum her şeyi. Bir anda anlıyorum tüm bu korkuyu, tüm bu kaçışlarımı, tüm bu inkarı ve tüm umutsuzluğu içimde biriken. Bir anda anlıyorum beni neyin zedeleyip, çiğneyip, yırtıp attığını ve hiç yere bir damla akıyor, tam da o saniye. İki sigara arasında, her şey son derece sıkıcı ve gece her zamanki kadar sıradayken. Hiç yere bir damla yaş ve hiçbir şeyi düzeltmeyecek bir fark ediş.

"Şu mermi içimi delmeseydi eğer..."

Bütün güzel sözlerden bu yüzden kaçtığımı, bütün kapıları bu yüzden kilitlediğimi mesela, bütün kışların neden bu kadar yorucu olduğunu, bütün yazların neden bu kadar geçici, bütün şarkıların neden bu kadar anlamlı olduğunu tüm bu boşluğa rağmen, neden ağladığımı bazı filmlerin bazı sahnelerinde, neden tüm güzel şiirlerin aynı yerden kanattığını kalbimi mesela, neden herkesi unutabildiğimi ama hiçbir şeyi unutamadığımı, neden okşayan tüm elleri dikenlerimle paramparça ettiğimi, neden hıçkıra hıçkıra ağladığımı bu gibi gecelerde, neden kimseye birkaç haftadan fazla katlanamadığımı, neden her şeyin geçici olduğunu, neden yatakta kaç kişi olduğundan bağımsız olarak yalnız uyuduğumu aslında daima, neden sıkıldığımı artık yemek yapmaktan, neden çabalamadığımı, neden hiçbir şey için çabalamadığımı, neden kimseyi sevmediğimi, neden kimseyi sevmezken bu kadar yorulduğumu, neden kimseyi özlemezken, içimde böyle büyük bir özlem olduğunu...

"Bu hep böyle, böyle gider mi?"

Çünkü anlıyorum, asla kendimi o kadar özgür hissetmeyeceğim bir daha. Asla bütün sınırların üzerine tüküremeyeceğim. Asla kimsenin yanı, ev gibi olmayacak. Asla kimseye her şeyi anlatamayacağım mesela. Kimsenin yanında unutamayacağım nasıl göründüğünü, hiç önemi yokmuş gibi. Kimse olmayacak ki kırmak istemeyeyim kalbini her gülümsettiğimde. Kimseye açamayacağım içimi korkusuzca. Kimseye tek bir cümle kuramayacağım hesapsız kitapsız. Daima yapay olacak her hamlem, doğal olan her adımımı cezalandırırcasına. Her gece aynı yaraya pansuman yapacağım, neden inatla kanattığımı sorgulayarak. Asla bir evim olmayacak. Asla bir evim olmayacak. Asla bir evim olmayacak bir daha.

"Varsın olsun, bu da böyle olsun."

Bir başkasının ayakkabılarıyla dolaşıyorum şimdi sokaklarda. Bir başkasının kahkahalarını atıyorum. Bir başkasının oturuşu bu. Bir başkasının öpüşüyle selamlıyorum güzel dudakları. Bir başkasının uykusunda, bir başkasının rüyalarıyla, hep aynı sabaha uyanıyorum. Bir başkasının ömrü bu, öylesine harcıyorum. Bir başkasının suratına bakıyorum tüm aynalarda. Bir başkasının ciğerlerini dolduruyorum dumanla. Bir başkasının küçük hesaplarıyla, bir başkasının büyük yalanlarıyla, bir başkasının tenini soyuyorum böyle anlarda bedenimden, öpüyorum kabuk tutmuş diz kapaklarımı ve sadece kendime anlatıyorum bunları. Belki birgün okurum diye.



anita
12.12.15 / o3.3o
kadıköy


1 yorum:

Haluk Can Emirgil dedi ki...

Sanırım sen benim gibi biriyle tanıştın daha önce.O yüzden bu durumdasın.Hayatını sadece çok sevdiğin biri bu hale getirebilir.